28 Nisan 2010 Çarşamba

bisiklet sürmeyi de öğrendim!

dün bisiklet sürdüğüm o ilk gün geldi aklıma ...cesaretsizdim. sanki o sele beni oturduğum an öne fırlatıcaktı pedalları ben uğraştıkça geri itecekti kendini ve tekerlekler hep tersi yöne çevirilecekti...hayatımda herşeyin yolunda olduğu zamanlardı oysa.o zaman 7 yaşında dertsiz tasasız hayatı tam olan cin gibi biraz yaramaz duygusal küçük bi kızdım.saçlarımı toplamazdım hiç.gözlerimin önüne gelmesinden şikayet ederdi herkes.sokağın başındaki marketin önü tam da öğrenebileceğim mekandı kimse arabasıyla o boş sokağa girmezdi böylece o seleyi bıraktığında beni tehlikeye sokacak cok az sey cıkabilirdi karsıma önceden planlamıstı belli ki.3saniye boyunca onun korumasındaydım sonra bi anda kendi özgürlüğüme kavustum artık pedalları daha bir güvenle cevirip apartmanları geçtikçe kendi ilerleyişimle mutlu oluyordum ama sanki hala onun koruyucu elleriydi beni tutan, dengemi sağlayan.sonra bi an onun boşluğunu hissediverdim ve ahmakça arkamı döndümde gözlerimdi varlığını sorgulayan.bisiklet sürdüğümün aklımdan uçup gittiği o bi kaç saniye de olan oldu bacağımdaki çiziklerin göz kenarımdaki izin sebebini yarattım o an .O an derin izler bıraktım bi duvarda .ama o gün öğrendim bisiklet sürmeyi ve o gün anladım desteklendiğini bilmek sadece hissetmekmiş görünmezmiş beni bana inandıran.

görünmezadam rahat uyu cennetinde!beni bana inandıran!

25 Nisan 2010 Pazar

vesikalık!

şipsak çekildiğin o fotoğrafı düşün
hani birlikte girmiştik içeri sen başını
yana doğru savurmuştun objektif sana yönelince
oysa bana hep sahte gelirdi böyle pozlar
yarım saat falan kaldık içerde
bi de seçerken bi o kadar kararsızlık...
sen şeçerken hep zordun oysa seni seçmek kolaydı
sen hep herkesin yanındaydın çünkü
seni yanında görebilenlerin yanında
ama hep sahteydin sen
içindekini dışarı yansıtamayan
bir çaresiz bir ahmak bir sahtekar
oyunların bi seni inandıramadı
yaşadığın hiçbir anda doyuma ulaşamadın sen
çünkü kendi içselliğin ürkküttü seni
oysa ne güzel olurdu vapurda kendinle konuşşan
martılarla değil
vapurun savurduğu köpüklerle neşelenen denizle değil
kendinle konuşabilseydin
kendi ruhunu besleyebilseydin keşke simit parçalarıyla
evine döndüğünde terketiğin yeri özlemeseydin hemen
hemen ait olmasaydın
hemen ait gibi görünmesen desem daha doğru
bu vesikalığını çıkarıyorum cüzdanımdan
seni yanımda daha fazla taşımıyorum bu şekilde
bir fotocuya uğra İstanbul 'a gelmeden
yeni bir poz ver hayata karşı
bu sefer başın yana eğik olmasın
her yöne gidebilecek tavırları at üzerinden
dik dur fotocunun ikazına fırsat vermeden
arkadaki fona bakıp gül içinde bulunduğun saçmalığa
beni getir aklına kapının dibinde seni soktuğum saçma durumla eğlenirken düşün
heyyyy 3 2 1 cheese!

21 Nisan 2010 Çarşamba

günün mönüsü

başlangıçlar

güzel rüyalarla servise edilmiş hafif ve huzurlu bir uyku

ara sıcaklar

telefon çalmadan kendiliğinden uyanış alt katındaki zıpırcıkla hazırlanmış lezzetli bir tabak

ana yemek

biraz ders
biraz iett sıkıntısı kalabalık ve yorgunluk
ardından evim taksim
cihangir keşfe devam
denizimle buluşmaca
platoya baskın
kilyosa denizimi getirme
kendi ellerimle hazırladığım lezzetli bir yemek (son 2 haftadır acayip bir gelişme gösteriyorum)


tatlı mönüsü

denizimle içmece laflamaca


içki mönüsü

dedikodu baharatıyla hazırlanmış sıcak şarap
kahkaha tozu ile servis edilen schweppes ve cin
biraz sinir bozucuyla akın beyler ve tatlılığıyla bize eşlik eden pasaklı tanrıçam ayşegül


afiyet olsun...=)

20 Nisan 2010 Salı

bavulum.

ardı ardına çalar telefonum ,sıra sıra dizilir işler yapmam gereken
kapım çalar bakanını bulamayıp gider bekleyen.sonra birileri işlerimi aksattırdığımı vurur yüzüme kimisi duygusal olmamı bekler bla bla bla...

bosluktayımm tüm yoğunluğuna rağmen hayatın sakinliğine vurdum kendimi daireden cıkmayıp kendimi aşçılık konusunda geliştirmekle ilginç araştırmalarda boğuşmaktayım bugün tavsiye üzerine lezzetli bi yemekle doyurdum karnımı sonra uyudum uyudum uyandım uyudum uyandım artık gece kusu gibiyim 5ten önce yatamaz gün ışığında bir işe yaramaz oldumm .eee taamaamm da ben noldumm nerdeee kaldı o zıpırcık ortalarda duran yaşlandım ,şişmanladımm .başkalaştım.şu dününden hayıflananlara mı dönüüyorumm yoksaa .

hayırr tabikii bavulumuu hazırlıyorum ailemin yanına uçuyorumm.tekrar dan ben olma yolculuğuma cıkıyorum.eşlik edenler buyrun beklerim sizi de biraz spora harekete ihtiyacımm var ve artık yastıkla olann bağımaa ara vermem gerek sanırım sivilcelendim yine sanrıımm pielinge de ihtiyacımm var vee uzunn zaman sonraa kzı muhabbeti yapıorumm aaaa noldum noldumm ben başkaydım bambaşka oldumm ee artıkk huzuursuz rüyalarım ,gerceklerim de bittiğine göreee yolculuğa hazırım beş gün istanbulda olmayacağımm sonra erkenden gelip şehrimde bireyselliğmle takılıp yeniden kavuştuğum bana bii imaj çalışması yapacağımm. kendime kız arkadas edineceğim ...baş ucumdaki notlarımı parçaladım o gün bütün bunlara gerek yokmuş bir şeyleri farketmek için sanıldığından yüksek bir farkındalık seviyem var .beni karşınıza aldığınızda eminn olun bir parçaa arkanıza bakıyor olacağım çünkü kimse görünen yüzü olmayı beceremiyor şu son günlerde ama kimseleri suçlayamam ben de göstermiyorum o yüzüü kimselereeee .

bavuluma sığamadım gene!neden hayatıma getirdiklerimle götürdüklerimin dengesini sağlayamıormmkii 1 bavul gidip 2siyle döneceğim heer şey hala yolundaaa.
fazla samimi bi yazı oldu sanki:)

17 Nisan 2010 Cumartesi

dünyam!

ziyaret ettiğim her şehrin bir rengi var artık yaşadığım her güne ait bir sayı ve çevremdeki her insanın ayrı bir tadı

10 Nisan 2010 Cumartesi

chamomile

İlk baharın sizin için anlamı nedir ?hafif serin güneşli bir hava papatyaların gün yüzüne cıkması daha cok sevimli hayvanın boy göstermesi...ilan ediyorum bugün 2010 yılının bahar başlangıcıydı benim için .uyanmak hafif meşref uyuşuk...boğaza inip güneşi yaşamak .gitmeden bir pastaneye uğrayıp sıcak taze su böreği almak. sevdiğiniz ve tüm bir haftayı onla planlar yaparak doldurduğunuz arkadaşınız ,güzel sohbeti, büfeden aldığınız k dergi bide pastanenin ikram ettiği acayip lezzetli kekler!güneş, dergi, kahveniz -çayınız bir yana insanların konuşmalarına misafir olmak ama öle istemeden falan değil müthiş bir merakla bir sosyolog ve bir psikologun gözünden.yorumlar tartışmalar dalga geçmeceler arada saçma bulup tekrar güneşe ait olmacalar.sonra kahvaltı biter mideniz çaya doyar ve baharın tadını çıkarmaya devam etmek istersiniz. arkadaşınızdan gelen müthiş teklif gelir :cihangir ve galata keşifler.önünden geçilen her güzel mekan için gelinecek günler belirlemeler.arada rastlanan scooterlı kızı kıskanmacalar hayıflanmalar...bir antikacının önünde yaşanılmamış ama hayal edilmiş bir geçmişe dönüş(yaşanmışlığı yaşamak)...tur sonu istiklale varış :kalabalık güneşe meydan okuyan insanlar ,film festivali için bilet kuyrukları .o insanları görüp belki de hala şansımız vardır deyip bir kuyruğa dahil olma ve baharın şansıyla 19.00 seansına yeni rüya dan alınmış iki bilet .greenberg ...ben stiller lageçirilecek 2 saatlik bir kara mizah.henüz filme 3 saat var ve istiklaldesiniz.pasajları ,kitapçıları dolaşmaya ne dersiniz .atlas beyoğlu terkos pasajları...mephisto, d&r , robinson, crusoe ,ada...okunmak ya da bir süreliğine baş ucuna konuk olması için belirlenmiş bir sürü kitap... arada bir yorgunluk belirtileri ama halaa baharın o ışıltısı ve içinizdeki anlamsız enerji...film biter yemekler yenir vedalar edilir yapılan planlara değin görüşülmeyecek iki gün için.ardından taksim -rumeli hisarüstü etiler kapı –sarıtepe kampüsü .müzik eşliğinde kendi içinde konuşmacalarla ...kilyosa adım atılır ve bahar yarına ertelenir .
05:46 aslında yarın çoktan geldi güneş henüz doğmadı maviler açılmaya başlamışken uyku zamanı ...tatlı rüyalar baharın kızı chamomile...
iyi bi yalancı ama kötü bir oyuncuyum!
sense sandığımdan daha korkak ve aynadaki yüzünün daha azısın!
vediğerleri sizde arkadaş olamayacak kadar bencil olanlarsınız!

Bozukluklarım...

Çoğu zaman anlamsızca küçümsediklerinizin gördükleridir hayat ! birkaç yıl öncesine kadar milyon diye adlandırdığımız şimdiye değin yeni türk lirasından liraya gecişi yaşamış olan bir bozukluğu anımsayın. eminim su an cüzdanınızda evinizin herhangi bir kenarınında bir pantolan cebinde ya da arabanın torbitosunda unutulmuş bir bozukluk vardır.kimlerin eline değmiştir kim bilir? hangi hediyenin bir payı olmuştur, hangi sokak çalgıcısının şapkasının neşesi,hangi restoranın kasasından içeri sızmıstır ya da hangi taksicinin taksimetresinin küçük payı.acaba en cok hangi sahibini bırakmak istememiştir ,hangi çantada kalmaya daha fazla direnmiştir.bir bozukluğa bu kadar anlam yüklenir mi demeyin .sizden cok daha fazlasını gördü onun kabartmaları sizden daha cok yeri var tarihte .zaman geçer siz susarsınız belki ama o konuşmaya devam eder.yılını dile getirir,kurucusunun yüceliğini bir ülkenin ,bağımsızlığını hüküm sürdüğü toprakların, bir köprüyü bir kıtayı koca gerçek bir hayatı.hayatınızda daha çok mu tanık istiyorsunuz .gidin ve hoşunuza giden yeni bir kumbara alın ve hergün o güne ait yeni bir tanık bırakın...belki günün birinde tanıklarınız hayalinize tanıklık edicek değere sahip olanlar olur!

7 Nisan 2010 Çarşamba

BANA BENİ ANLAT!

Şimdi nevsehirde olmalıyım bir tepenin basında bir masalın tam ortasında ortahisar kalesine tırmanmalıyım aşağıya bakmadan ,korkmadan,vazgecmeden...
Onun yanımda olmadığını olmayacağını kabul etmeliyim.o gideli cok oldu.onla konustuğum zamanları özledimm yoğun bir şekilde hemde göbeğine yumruk attığım zamanları iş yerinde dosyalarını karıstırıp onu sinirlendirdiğim, arabasını fırcalarken çizdiğimi görüp sinirlendiği zamanları .birinin 9 yaşında heyecanlı düzenbaz munzur kızı olmayı özledim hiç beklenmedik bi anda duygusallaşan ortamdan kopan o kız olmayı özledim.bir parcam hala o aslında şu en sevimsiz tarafı hemde bu garip durgunluğun sebebi ne peki neden yıllardır peşimi bırakmamaya bu kadar ısrarlı sessizlikten nefret eden ben neden olur olmadık zamanlarda susan olmak zorundayım.tabi olumlu yanıda kendime bu aynadan bakabilmem saatimin yansıtan yüzünde bile bunu görebiliyorum reddetmiyorum üstünkörü geçmiorum üzerinden bu bir sorun bunu halletmem gerekiyor diyorum.bir psikolog adayı olarak kendime cocukluğuna inmelisin diyorum klişe bir şekilde ve cocukluğumun tanığı o adamın rüyalarımda BANA BENİ ANLATmasını bekliyorum.cocukluğumda kalmamalı diyorum suan nerede olduğumu görmeli hedeflerimi paylasmalı diorum.değecek yoldaşlar bulduğunda cekinerek de olsa ona anlatabilmeliyim, düğünüm olacağında o asık suratlı kıskanclıklar yapmalı hayatımın ilk erkeği olarak ya da ilk maasımla hediyem ona olmalı.
Bir yandan tamam diyorum kabul ettim o bundan sonra bana beni anlatamayacak .farklı insanları almalıyım hayatıma yarıyolda bırakmayacak cekip gitmeyecekleri bana ayna olabilecekleri o aynaya her baktığımda mutlu bir yüz görebilmeliyim diorum.oysa yasadığım heran her sarsıntı isteksezliştiriyor adımlarımı sorgulatıyor çabalarımı birini severken pencerelerimi kapatıyorum çünkü ben ve sorgulamaya başladığım o an camlardan yağmur damlaları sızıyor içeri.derinleriklerime pişmanlıklar hata dolu günler yaşıyorum ardı sıra .paylaşmaktan korkar hale geliyorum güvensizleşiyorum.sıfatını koymayı beceremiorum sonra da insanlara farklı yüzler yüklüyorum istemeden kasıtsız olarak SEVMEK tanımını küçümser hale geliyorum.sevmek ne aşk kadar zor ne de ilişkiye yüklenecek kadar basit .sevmek değer demek ilk adımda. tek taraflı değil ama !birini tek taraflı sevebilrsiniz ama o her iki yana da değer katar.bu yüzdendir yüceliği.
Hey uyanın hadi.cevrenize bakının ,size sizi anlatıcak birini bulun ve ona sıkıca sarılın bunun sizin için bir hayalden farksız olacağı o gün gelmeden,geç kalmayın anlarınızı ve anılarınızı yakalayın!!İstemeden de olsa sizi kaybedecek ya da terkedecek kimileri olucak ,hayatınıza giren ve küçük de olsa bir anlam kattığını düşündüklerinizi elinizin tersiyle itmeyin.Ve saniyeler kovalarken yarını dünden pişmanlık duymayın ve yarın bugünden hayıflanmamak için geç kalmayın.
Eğer tesadüf eseri de olsa bu yazıyı okuduysanız ve eliniz birini aramaya yeltendiyse numaraları daha istekli tuşlayın,açmazsa zorlayın şansınızı belki de duyucağınız ses tüm cevaplarınızı verecek !Eğer haklı çıkardıysanız beni mutlaka bana da bildirin!

ıf you want me???

are you really here or am i dreaming
i can't tell dreams from truth
for it's been so long since i have seen you
i can hardly remember your face anymore

when i get really lonely
and the distance causes our silence
i think of you smiling
with pride in your eyes a lover that sighs

if you want me satisfy me, if you want me satisfy me
if you want me satisfy me, if you want me satisfy me

are you really sure that you’d believe me
when others say i lie
i wonder if you could ever despise me
when you know i really try
to be a better one to satisfy you
for your everything to me
and i’ll do what you ask me
if you’ll let me be, free

if you want me satisfy me, if you want me satisfy me
if you want me satisfy me, if you want me satisfy me