kendime zaman tanıyorum kendi yargılarıma kendi çıkarımlarıma zaman tanıyorum egemenliğimi tekrar alıyorum olamadığım bir beni uzaklaştırması için.
peki ya sen yargıladın mı gerçekten sahip olduğunu düşündüğün felsefenin ne kadarı sana ait? herkesten bir parça varken bir şairden ,bir filozoftan ,bir ressamdan sen nerdesin?eğer aynaya baktığında kendinle konuşmayı bırakıp hayatına birini alabilmeyi başarmıssan ve felsefeni ona yansıtabildiysen tebrikler bu okuldan mezun olmaya hak kazandın.öte yandan hala o yerde göremiyorsan kendini ya farketmek için geç kaldın ya da çabuk vazgectin.umarım bundan sonra kitlemezsin kendini benlik kavramına ve biraz olsun şans tanırsın kendine başka aynalarda yansıtılan bir felsefe olabilmek için!
30 Mart 2010 Salı
26 Mart 2010 Cuma
sessizce..
hala saklı bir yerde o görmediklerin
o bilmediklerin, içimdeki acılar...
hala kaldı bir yerde o hissetmediklerin,
hiç sezmediklerin,
içimdeki aşk...
geçmişi hatırlatır...
hatırlatır bu yağmurlar...
bu yağmurlarda kaybetmiştim seni.
ve karanlığı hatırlatır...
hatırlatır bu rüzgarlar...
bu rüzgarlar alıp gitmişti benden seni.
ve şimdi sokaklar...
sokaklar yalnızlığa çıkar...
yıldızlar gökyüzüne...
gece olunca bişeyler çöker yeryüzüne
soğuk ıssız sessizce...
neden hep pencerede bekleyince daha çabuk gelir sanır o bekleyenler...
neden o kaldırımlarda yüzlerini göremediğim insanlardan biri sanırım seni sen bilmezsin...
bilmezsin nasıl olur insan
nasıl olur aysız gece yalnızken...
üşüdüğünü sanırsın aniden,
ağladığını duyarsın birinin içinde hıçkırarak sessizce..
ellerin... ellerin...
ellerin cennetimdi benim...
gözbebeklerinde kendimi görmek istedim...
istedim bir sabah...
güneş doğarken güneşe gülümsemek,
güneş batarken başımı omzuna dayayıp, kapamak gözlerimi dünyaya...
kapkaranlık bir gecede saçların ellerimde,
ay ışığının ışığı yansırken kirpiklerinden yüzüme...
sabaha kadar yanında uyumak isterdim bir gece...
sessizce...
o bilmediklerin, içimdeki acılar...
hala kaldı bir yerde o hissetmediklerin,
hiç sezmediklerin,
içimdeki aşk...
geçmişi hatırlatır...
hatırlatır bu yağmurlar...
bu yağmurlarda kaybetmiştim seni.
ve karanlığı hatırlatır...
hatırlatır bu rüzgarlar...
bu rüzgarlar alıp gitmişti benden seni.
ve şimdi sokaklar...
sokaklar yalnızlığa çıkar...
yıldızlar gökyüzüne...
gece olunca bişeyler çöker yeryüzüne
soğuk ıssız sessizce...
neden hep pencerede bekleyince daha çabuk gelir sanır o bekleyenler...
neden o kaldırımlarda yüzlerini göremediğim insanlardan biri sanırım seni sen bilmezsin...
bilmezsin nasıl olur insan
nasıl olur aysız gece yalnızken...
üşüdüğünü sanırsın aniden,
ağladığını duyarsın birinin içinde hıçkırarak sessizce..
ellerin... ellerin...
ellerin cennetimdi benim...
gözbebeklerinde kendimi görmek istedim...
istedim bir sabah...
güneş doğarken güneşe gülümsemek,
güneş batarken başımı omzuna dayayıp, kapamak gözlerimi dünyaya...
kapkaranlık bir gecede saçların ellerimde,
ay ışığının ışığı yansırken kirpiklerinden yüzüme...
sabaha kadar yanında uyumak isterdim bir gece...
sessizce...
...
ne kadar da güzel görünür uzaktan yaşamak senin kafan boş ve dertsizdir.kimileri kendi değerini göremez uzaktan sen sıfatların insanı olmamışsındır ama o seni bu yönden görememiştir yazık!sen aşka aşık olmadın hiç anlara aşık oldun hep cünkü hayatı anlamlandıran oydu senin için kaybettiğin zaman da sen anlarını kaybedersin insanları değil cünkü bilirsin ki eğer insanlar kaybolmak istemezlerse cekip gitmezler hayatından eğer sıfatlarına saplanmamışlarsa...
şimdi geleceği bekliyorum sabırsızca anlarına dönebilecek misin yoksa saplantılarına gömülecek misin...eğer bu bir vedaysa alkışlar,ince bir hüzün ve cenaze töreninde çaldığın bir frank sinatradır onu uğurlayan..
şimdi geleceği bekliyorum sabırsızca anlarına dönebilecek misin yoksa saplantılarına gömülecek misin...eğer bu bir vedaysa alkışlar,ince bir hüzün ve cenaze töreninde çaldığın bir frank sinatradır onu uğurlayan..
24 Mart 2010 Çarşamba
depresifliğin enerjisi...
Kimi anlar yaratılanlara güç verecek kadar mükemmelliğe adandığınızı hissedersiniz kendinizi yada istediklerinz için herseyi basarabilecek kudretin avuc içiniz kadar görünür ve size ait olduğunu ...
Böyle hislerle yoğun yorucu ve sıkıcı olucağını düsündüğüm iett ve yoğun kalabalığına adım atmıs bulundum .öngörümle aldığım sıkıcılığına az da olsa derman olucak kitabım kucağımda kapı önüne oturdum biraz sarsıntılı da olsa kitabımla bütünleşebildiğim yoğunluğuna katılabildiğim bi yolculuk yaşadım kapı önündeyse sevdiğim kilyos insanları .gülümsedim ve azcık bi sohbet ,münakaşa derken onlar kilyos yollarına cıkarken ben de cok sevdiğimm okulumun dik yokusundan kendimi kuş hafifliğinde boslukta savrulurcasına bıraktım peteklerin boşluğu şaşırttı beni her ne koşulda olursa olsun yoğun olan bu mekan bu sefer gel de surda dur bi istanbulu izle diyordu bana .tabiki fırsatı tepmedim =)Deborah yr ın dünyası ve ‘ben harper ‘ın enerjik ‘burn one down ‘şarkısı eşlik etti iç sesime bide sevimli bir köpek .ürkmedik birbirimizden öyle sakin sakin bakıştık arada bir ...bu deli ne yapar bu soğukta burda sesini işittimbi kaç kere.biraz kitap okudum ardından köprünün sisler içinde kayboluşunu seyrettikten ve soğudun da dürtmesi tattıktan sonra yerimden kalktım ve yokuşun kalan savuruşuna bıraktım kendimi.bankadan para çektim yurt paramı yatırdım vs vs ...rektörlüğün önünde gördüğüm içinde şoförü anlamsızca duran arabaya bi çizik atmamak için zor tuttum kendimi sonrada iç sesimi dinleyip bu yazıyı yazayım dedim güneyin bana tattırdığı bu keyif ve havanın garip depresif enerjisiyle...
Böyle hislerle yoğun yorucu ve sıkıcı olucağını düsündüğüm iett ve yoğun kalabalığına adım atmıs bulundum .öngörümle aldığım sıkıcılığına az da olsa derman olucak kitabım kucağımda kapı önüne oturdum biraz sarsıntılı da olsa kitabımla bütünleşebildiğim yoğunluğuna katılabildiğim bi yolculuk yaşadım kapı önündeyse sevdiğim kilyos insanları .gülümsedim ve azcık bi sohbet ,münakaşa derken onlar kilyos yollarına cıkarken ben de cok sevdiğimm okulumun dik yokusundan kendimi kuş hafifliğinde boslukta savrulurcasına bıraktım peteklerin boşluğu şaşırttı beni her ne koşulda olursa olsun yoğun olan bu mekan bu sefer gel de surda dur bi istanbulu izle diyordu bana .tabiki fırsatı tepmedim =)Deborah yr ın dünyası ve ‘ben harper ‘ın enerjik ‘burn one down ‘şarkısı eşlik etti iç sesime bide sevimli bir köpek .ürkmedik birbirimizden öyle sakin sakin bakıştık arada bir ...bu deli ne yapar bu soğukta burda sesini işittimbi kaç kere.biraz kitap okudum ardından köprünün sisler içinde kayboluşunu seyrettikten ve soğudun da dürtmesi tattıktan sonra yerimden kalktım ve yokuşun kalan savuruşuna bıraktım kendimi.bankadan para çektim yurt paramı yatırdım vs vs ...rektörlüğün önünde gördüğüm içinde şoförü anlamsızca duran arabaya bi çizik atmamak için zor tuttum kendimi sonrada iç sesimi dinleyip bu yazıyı yazayım dedim güneyin bana tattırdığı bu keyif ve havanın garip depresif enerjisiyle...
Özlediğim özlendiğim yegane ÖZLEM!
Yıllar gecer ama siz kalırsınız aynı varoluşlarda dertlenirsiniz efkar dolar içiniz yine sohbetiniz onadır yıllar gecer mesafe gider aranıza ama siz yine en cok paylaşabilen kalırsınız .
Sizi sizden iyi tanıyandır o ne dost denebilir ne kardeş tarifi olmayan bir sıfatla hayatınızda tarifi olmayan bir değere sahiptir. ÖZLEMİNİZİDİR! bir olay yaşayıp çırpınışlarınızla telefona sarılırsınız ucunda onun sesini duyacağınızı bilerek !
Herkes gider o kalır çünkü o bilir sizi sizden iyi size sizi anlatabilecek bi o vardır hayatınızda bazen bi otobüse atlayıp ona varmak istersiniz mantık sınırlarını zorlar bu 25 saat gidip 2 saat görücek olmak ama yaşananları anıp ahhh o deliliği yapabilsem dersiniz yine o uyandırır sizi hayalinizden tekmelerinizle gece yataktan fırlatıverirsiniz ama üşenmeden kalkıp üstünüzü o örter .
yargılandığınızı hisssettirmeden yargılayandır o.cok sey yasadğınızı sandığınız ama henüz kendinizin bile göremediği yüzlerce gerceği yargılamadan sorgulamadan gösterip ne olursa olsun kayıp bunalımına sokmayandır o herşeye rağmen ne yasanırsa yasansın gün gelip kapısını çalacağınız yegane kişidir .o tanımaz o bilmez o sorar o çözer o yalnız bırakıp cekip gitmez o tepede asağı doğru bakıp sizi yukarı cekendir çünkü.sizi yanında aramaz sizi yanına cağırır ne olursa ne boyuttaysa yasanılan onun yüzüne bakmak onun sesine ses vermek daha cok yansıtır sizi hiçbir ayna olamaz bu kadar net bu kadar içten ve bi o kadar somut!
Sizi sizden iyi tanıyandır o ne dost denebilir ne kardeş tarifi olmayan bir sıfatla hayatınızda tarifi olmayan bir değere sahiptir. ÖZLEMİNİZİDİR! bir olay yaşayıp çırpınışlarınızla telefona sarılırsınız ucunda onun sesini duyacağınızı bilerek !
Herkes gider o kalır çünkü o bilir sizi sizden iyi size sizi anlatabilecek bi o vardır hayatınızda bazen bi otobüse atlayıp ona varmak istersiniz mantık sınırlarını zorlar bu 25 saat gidip 2 saat görücek olmak ama yaşananları anıp ahhh o deliliği yapabilsem dersiniz yine o uyandırır sizi hayalinizden tekmelerinizle gece yataktan fırlatıverirsiniz ama üşenmeden kalkıp üstünüzü o örter .
yargılandığınızı hisssettirmeden yargılayandır o.cok sey yasadğınızı sandığınız ama henüz kendinizin bile göremediği yüzlerce gerceği yargılamadan sorgulamadan gösterip ne olursa olsun kayıp bunalımına sokmayandır o herşeye rağmen ne yasanırsa yasansın gün gelip kapısını çalacağınız yegane kişidir .o tanımaz o bilmez o sorar o çözer o yalnız bırakıp cekip gitmez o tepede asağı doğru bakıp sizi yukarı cekendir çünkü.sizi yanında aramaz sizi yanına cağırır ne olursa ne boyuttaysa yasanılan onun yüzüne bakmak onun sesine ses vermek daha cok yansıtır sizi hiçbir ayna olamaz bu kadar net bu kadar içten ve bi o kadar somut!
20 Mart 2010 Cumartesi
kaybetmek!
Bazen iki kaybedenin yüzüdür aynadaki
Saklandıkları perdeler acılır birden
Ve cıkan iki yüzdür aslolan
Korkak yorgun terkedilen
İsyan ederler bir daha terkedilen olmamaya
Boğulmayı düşünür biri
Diğeri öylece arkasını dönmeyi
Ama birleştikleri yerde basitce terkedilenlerdir onlar
Bazıları ölümü tercih eder bazıları sadece cekip gitmeyi
Ölüm daha cekilir gelir bazen
Ürkünç bi duygu olsada huzurdur bıraktığı hayatından giderken o insanın
Gerisinde sadece gidişini bırakır ve gerisi hayranlıklar
Anılarına sevinirsin cünkü o vardır
Yasadığın zamana sükredersin
Oysa cekip giden daha cok yaralar
Her gelişi gidişine işarettr cünkü
Sessizce terkedemez kimse kimseyi
Ya gözyaşı bırakır yanaklarda ya da korkular uykulara...
Saklandıkları perdeler acılır birden
Ve cıkan iki yüzdür aslolan
Korkak yorgun terkedilen
İsyan ederler bir daha terkedilen olmamaya
Boğulmayı düşünür biri
Diğeri öylece arkasını dönmeyi
Ama birleştikleri yerde basitce terkedilenlerdir onlar
Bazıları ölümü tercih eder bazıları sadece cekip gitmeyi
Ölüm daha cekilir gelir bazen
Ürkünç bi duygu olsada huzurdur bıraktığı hayatından giderken o insanın
Gerisinde sadece gidişini bırakır ve gerisi hayranlıklar
Anılarına sevinirsin cünkü o vardır
Yasadığın zamana sükredersin
Oysa cekip giden daha cok yaralar
Her gelişi gidişine işarettr cünkü
Sessizce terkedemez kimse kimseyi
Ya gözyaşı bırakır yanaklarda ya da korkular uykulara...
bir kez daha şerefine KAMONDO!
Bir merdivene ait olmak isterdim basamakları görmek cıkmak ya da cıkmamak değil bilmek orda olduğunu yaşayabileceğini görmek bilmediğin sokaklarda yürümek öylesine bos yoğun karısık ,gitmek, kalmak saklamak ,gözler önenü sermek ,bağırmak, susmak, kapatmak, ağlamak ,kahkaha, hız, dehset güneş ,aşk,rüzgar,korku,yağmur, vurgun,deniz ,kaza,toprak ,birleştirmek ,bölmek, yıkmak, dizmek ...kapılara dayanmak ...
bir merdivene götür istedim beni ..yürüdük yine sokaklarda o zaman bir derdimiz yoktu korkusuzduk o zaman sorumluluk yoktu bi biz yoktu var olduğunu sandığımızdan daha cok .o merdiveni gördüm ben bir kez daha adım atmak istedim geleceğe merdivene ait olduğumu sandım yürüdüm boylu boyunca karanlıktan alıkoyarcasına yürüdüm meğersem adım atamazmısım ben bir peçete kağıdı gibiymişim işlenmeye hazır üstüne yazdığınla güldüreceğin karsındakinin yüzünü ve gözyaşlarınla boyayacağın yüzümü .o merdivene götür yine beni dökülsün kelimeler boğazımdan tıkanıklığımdan kurtulayım önce kendime acayım kapılarımı .dur bekle acele etme hemen ilk adımdan yuvarlanmayayım yoksa daha tadına varmadan kaybedeceğim basamakları.sonra bildiğim bir yere götür beni yine bilmeğimiz gercekleri konusalım .bir bankta oturalım denize bakalım geleceği anımsatsın bize umut versin sonra dansa kaldır beni kulağıma fısılda değerimi ..KAMONDO dayım şimdi tek basıma buldum bu sefer tek tek anımsayarak gidişlerimizi o gidişlerin hatırına gittim yine orada ağladım durdum gözlerim şişti biraz biraz cocuk oldum istemeden utandım sonra merdivenden inenler acıdı halime onlar bu merdivenden cıkabilmişlerdi cünkü kendime ağladım sonra kendimi yasayamama içtim dünkü biranın acılığını tasırken midemde kendim için yudumladım yine kendi şerefime...bir kez daha şerefine ‘Kamondo’
28.02.2010 dair eski bir kayıt
bir merdivene götür istedim beni ..yürüdük yine sokaklarda o zaman bir derdimiz yoktu korkusuzduk o zaman sorumluluk yoktu bi biz yoktu var olduğunu sandığımızdan daha cok .o merdiveni gördüm ben bir kez daha adım atmak istedim geleceğe merdivene ait olduğumu sandım yürüdüm boylu boyunca karanlıktan alıkoyarcasına yürüdüm meğersem adım atamazmısım ben bir peçete kağıdı gibiymişim işlenmeye hazır üstüne yazdığınla güldüreceğin karsındakinin yüzünü ve gözyaşlarınla boyayacağın yüzümü .o merdivene götür yine beni dökülsün kelimeler boğazımdan tıkanıklığımdan kurtulayım önce kendime acayım kapılarımı .dur bekle acele etme hemen ilk adımdan yuvarlanmayayım yoksa daha tadına varmadan kaybedeceğim basamakları.sonra bildiğim bir yere götür beni yine bilmeğimiz gercekleri konusalım .bir bankta oturalım denize bakalım geleceği anımsatsın bize umut versin sonra dansa kaldır beni kulağıma fısılda değerimi ..KAMONDO dayım şimdi tek basıma buldum bu sefer tek tek anımsayarak gidişlerimizi o gidişlerin hatırına gittim yine orada ağladım durdum gözlerim şişti biraz biraz cocuk oldum istemeden utandım sonra merdivenden inenler acıdı halime onlar bu merdivenden cıkabilmişlerdi cünkü kendime ağladım sonra kendimi yasayamama içtim dünkü biranın acılığını tasırken midemde kendim için yudumladım yine kendi şerefime...bir kez daha şerefine ‘Kamondo’
28.02.2010 dair eski bir kayıt
Kaydol:
Yorumlar (Atom)