30 Aralık 2010 Perşembe

one week

kendini nasıl hissediyorsun
çok eski
yolculuk buna değdi mi?
peki fotoğraf çektin mi?
evet
bir yaşama bedel....
to strive, to seek ,to find ,and not to yield
bugün yılın son günü
uzun zaman sonra kendimi hissetmeye başladım
one week izledim güzel film izle bence
az biraz düşündürüyor adamı
neyse bu yılı adalarda uğurlamaya karar verdim kimseye söylemicem şimdi 05.12 31.12.10 biraz uyucam sonra kendime gelip kabataşa gidicem adalar vapuruna gidicem ssırt çantam ve makinamla
simit çay ve krem peynir üçlemesi yapıcam vapurdayken
orda bi bisiklet kiralıcam
sahilde balık yicem normalde sevmem pek ama konsepte uygun olsun istedim arada oturup gördüğüm herşeyi yazıcam ayaklarım iflas edene kadar pedalları cevireceğim evleri izleyeceğim kendimi düşleyeceğim belki gecenki pek misafir sever amcayada rastlarım.aksama pek geçe kalmam bizimkilerle de var planlarımız .
şimdiden iyi sabahlar sana
bu yılı güzel uğurla özün gibi.
uyandığımdA yüzünü göremezsem kokunu duyanlardan kıskanırım .şu yastık pirelerin şanslı yaratıklar..
sanırım bazen alıştığını sanmak sadece çuvallamaktan ibaret!

26 Aralık 2010 Pazar

sanırım yazmanın vakti geldi
kanatları çırpmanın
kendini bulmanın
özlemiştim
yanılmışım olur sanırdım oldu sandım
iyiyiyle idare ederim sandım
hala korkağın tekiyim
hala ...
ait olamayıp sahip olamayanım
zaman değişir mi gün değişir mi yaprakları dökülmüş chamomile açabilir mi
rastladım mı sana tesadüf değilsin seçimsin sen
değişmezsin değişmem
işte başladığım noktadayım şimdi
bana söylediğin o noktadayım
tebrikler
herşeyde olduğu gibi doğru adamsın sen

25 Aralık 2010 Cumartesi

yazmaya engel evcil acılarım
buyrunn hoşgeldiniz gözlerimizde yollarda kalmıştı hani!

11 Kasım 2010 Perşembe

bu tenime deyip geçen sonbahar rüzgarı mı?sarı yapraklar seni mi hatırlatır bana başkalarının ellerinde mi görürüm seni ,kuru dallar arasında mı yoksa!sahii ne kadardır iyi oralar ne zamandır kapalı o kapılar bana ,ne zaman ördün duvarlarını ?
söylesene yıkabilir misin onları?
cesur musun?
kendine ihanet eder misin?
gözlerime bakabilir misin bakıp kayıtsız kalabilir misin?
sorularını benle paylaşabilir misin?
bize ait sorunlar yaratabilir miyiz?
rüzgar vardı biraz önce ama nem arttı sanki bulanıklaştı herşey kararsızım nedensizim .
ama huzurluyum buna cesaret edemediğim için kızmayacağım kendime!!unutamağımı görünmez hala getirmeyeceğim!

29 Ekim 2010 Cuma

böcüğü arıyorum!

27 Ekim 2010 Çarşamba

kanatları var ama uçamıyorlar.
sen uçabilen kuşlardan mısın?
aslında burda otobüs bekleyecek birine benzemiyorsun.
araban yok mu?
kanatlı bir araba mı istiyorsun?

yağmur dinginlik getirir buralara
eğer üsenmeyip güneye indiysen yağmur sonrası bir başka güzel bu kampüs
oturduğun banklar ıslak oturamazsın
çömeldiğin çimler çamurlu
ama gökyüzü
binalar
ortalarda görünmeyen kediler
solumayı biliyorum ben
tadını alabiliyorum
nefesimi buldum çünkü...!

23 Ekim 2010 Cumartesi

haftasonu keyifleri ev ev dolaşıp anneannenin enfes yemeklerini yemek kuzenlerle takılmak en yakın arkadaslarla kb salsa fotograf temalı bi cumaa eee son söz daha nii olsunn daha nii olsunn=))

20 Ekim 2010 Çarşamba

umduğum gibi olmadı sanırım aktaramadım anlatmak istediğimi
iz benim ilk izim oldu bu aleme
daha güzellerine...
tanımadığım kişiler var hep aynadaki yüzümde!

19 Ekim 2010 Salı

gün gelir insanlara acımaktan fazlası gelmez elinizden.

17 Ekim 2010 Pazar

adı ne olmalı şimdi hikayemin?
hangi ton eşlik etmeli...

9 Ekim 2010 Cumartesi

bazen noktaların haddinden fazla nefes aldırdığını hissedersin.kendine bunu yapma baharın kızı!

1 Ekim 2010 Cuma

gereksiz bir yazı tamamen!

kötüüyüm boğazım ağrıyo, yutkunamıyorum yaavas yavas depresyon moduna giriyorum eşofmanımı takıp üstüme bol bi sweat mp3 den can alıcı bir müziklerle atıyorum kendimi sokağa yaptığım telefon görüşmelerinde herkesten bugün benim için yalın geçmesi gerekn bir gün çıkarımını yapıp kapatıyorum sonra güneye iniyorum bir başıma elimde mendilim kızıp telefonu kapatıyorum önce bi yandan duymak istediğim cok ses varken kızgınlığıma yeniliyorum peteklere dalıyorumm kalabalık erkek grupları sevgililer derken biraz sırıttığımı düşünmeden edemiyorum tabi her zamanki gibi bir kedi yanıma sıvısıyor korkmayla (bizim kampüsteyseniz kedilerden yeri gelince korkulması gerektiğini bilirsiniz)onu sevme gelgitleri arasında kalkıyorum, bizim kızlardan ikisine rastlıyorum hadi diyorum smdide manzara zamanı konuusurken kendimde değil gibiyim sonrada akın geliyor cay içiyorumm onunla sabahtran belli bu onuncu bardak ama hala ağrıyor boğazım sonra negatifliğimi daha cok yaymadan onu da aliyle bırakıp ablamı arıyorum onun sesi iyi geliyor bana ...ama yetmiyor sanırım!
bu yazıyı yazarken odamdayım tekim cuma günü ...
kendime gelmek istiyorum...glen ve marketa eslik ediyor bana falling slowly ile.

beni tanıyanlardaysan su sıralar pek yakın durma derim mazallah bulaşır falan!

25 Eylül 2010 Cumartesi

bu kız kendine niye sürekli soru soruyor sorunsalı=)

şanslıyım ...
suan kendimle bas basa kalabildiğim odadan cıkıp bir bisiklet kiralayıp sehrin hiç görmediğim bir yanına keşfe cıkabilirim yada bi markete gidip deli gibi mutfak alışverişi yapıp hepsini bitirip mutluluk hormonumu katlayacak bir tatlı yapabilirim .sevdiğim birini arayıp bir ikindi cayı da olabilir ardından cihangir de takılabilirim sonra keyifle gidip sertap konserini dinleyebilirim .objektifimi hiÇ tanımadıklarıma cevirip hayatıma girmeleri için bir şans verebilirim.
insan hayatta her şeye sahip olabilir mi sorusunu sordum kendime...?
bi kadın mesela mükemmel 3leme yağpabilir mi mükemmel iş eş ve cocuk ..?
cevabımı veriyorumm kesinlikle HAYIR!
Ama bi ayna karşısına geçip kendi mükemmelliğini düşünüp şımaartabilir kendini
Herkes gibi sen de hakkediyorsun
bunun için boy aynasına gerek yok sana seni anlatacak birini bul !sadece 5dk konuş onunla...belki de bunun için ben seni ararım kim bilir.bekleme de kal!

17 Eylül 2010 Cuma

...NESİN!?

bugün sirkelendim bi kendime geldim farkına - ayrımına vardım
yılbaşından beri ilk kez gercekten dansettim hem de adımı söylemek için direnen ayağı üzerinde duramayan tebrik bekleyen alkışla sevinen küçük beden koca akıl dedirten biriyle bu yazım süha için tüm aksamıma keyif getirdiği için dansa kaldırdığı için hecelerini anlamasamda ablasının acıklamalarıyla karsılık verdiğim anında cevabını bulduğum güzel insana engeline rağmen engelleri kaldıran bu güzel aile için ...
mutluluk için umut için değerini bilmek için kendini adamak için hayatını birine adama fikri için yaşamaya umutla sarılan insanlar için

hadi gülümseyin en son yaptığnız sacmalık,en son ettiğiniz dans , en son adını unuttuğunuz tanıdık sima için ve sorun kendinize nerdesiniz ve siz kimsiniz ???

ben bugün aziz nesin e özendim kendi fotografımı cektim ve karsısına gecip defalarca sen NESİN dedim!!!

13 Eylül 2010 Pazartesi

bugün ilham gelmedi aslında o kadar mutluyumm kii ama bu mutluluğumu hislerimi aktaracak sözler bulduğumda paylaşacağım sizlerle şimdilik tek söyleyebileceğim hiç beklemediğim bir anda geldi mutluluk en beklediğim insandan da olsa şaşırttı ve şımarttı beni!

9 Eylül 2010 Perşembe

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR..

bugün bayram (mış)
erken kalkmadım
çok çikolata yemedim
gelen mesajları okumadım
cevap yazmadım
fazla da gülmedim
fazla el öpmedim
hiç kimseden harçlık almadım
yemek yemedim
derece 39u gösteriyordu
başımda şiddetli ağrı da var dı
uyuyamadım da
kimseler nasıl oldun demeden iyi bayramlar diyemedi
ama bugün bayılmadım şanslı mıyım
her neyse sonuç klasik bir bitirişle
NERDE O ESKİ BAYRAMLAR???

13 Ağustos 2010 Cuma

...mısın?

Yer çekimine inanır mısın? Ya da onu kapsayan bir şeyin varlığına .İnandın peki madem güvenir misin bulutların su damlacıklarının tanrıçası olduğuna .O tanrıçayı kıskanmaz mısın uçaklar delip geçerken gökyüzünü .Hafifliğini hissetmek istemez misin tüm dünyanın üzerinden bakabildiğin?Peki ya şimdi her şeyi silip yeni bir damla olamaz mısın gökyüzünde süzülen ?bir ele çarpan nemlendiren düşündüren onunla buharlaşıp onun bir parçası olamaz mısın?

8 Ağustos 2010 Pazar

hangi vakit?

ya geçtiği kaldırımlar olmalı hayat ya da bıraktığın uçuurumlar kıyısında hayatları
sen sayarken adımlarını içinde yankılanmalı onun ayak sesleri
gülümsemeli bıyık altından biraz muzip biraz hevesli
ama gururu da elden bırakmamalı
topuk sesleri artmalı git gide
git gide rahatsız etmeli kulağını
git gide artmalı acın sancın nefretin ihanetin kinin
ya ağla ya haykır adını
kim olduğunu anımsa önce
bir yağmur damlası mı galatada süzülen bir deniz esintisi mi yüzüne çarpan
bi bira da olabilir içtiğin bir sarap da önemli olan aldığın tat değil
bıraktığı etki değil mi sonuçta
keşke ucuz içicilerden olabilsem derim hep bi birada kafası dönen ikincisinde hayatı hoş ve boş görebilenlerden eee madem o kadar para bayıldım biraz sarhos numarası yapımlardan olmak da işe yaramıyor su vakit
ne zamandır gitmiorum galataya karaköye inmiyorum ne zamandır ne zamandır balık ekmek yemiorum eminönünde ne zamandır konuşmuyorum kendimle
iyi o zaman bu da özlenen olmuş olsun o vakit!

1 Ağustos 2010 Pazar

bu gece tüm masaldaşlarımı öldürdüm!
taze ve dinginim artık özgür ve tutkulu ...
ne bir el arıyorum tutup avucunu ellerimle birleştirecek ne de bakıcak bir göz!
benim artık sadece ben !
bencilim!
zamansızım!
kayıpsızım!

31 Temmuz 2010 Cumartesi

özgür!tutkulu!dingin ve güvenilir!

24 Temmuz 2010 Cumartesi

dalgalarla savaşmak istiyorum!

23 Temmuz 2010 Cuma

herşey gelirken bana doru ben gidersem hatırlar mı geçtiğim sokaklar ayak seslerimi?

17 Temmuz 2010 Cumartesi

basitliğin romantizmi

Basitliğin romantizmi
Nedir romantizm nedendir aşkla bütüünleşmesi saçma bence.aşık mıyım.yooo sanmıorum .ama hayata romantik pasaklı bir tanrıça gibi bakabiliyorum.kısacası basitliğin romantizmini yaşıyorum .
Bir vapura binip cocukluk arkadaşımın yanına gidiyorum önce doya doya sarılıyorum ona böyle vapurda da hiç tanımadğım saçma muhabebtleree ben harperla isyan ediyorum.hafif hafif esen havayla nefes alıyorum sanki.modaya gidiyoruz tranwayla orda nefis cay yanına da cup kekler börekler un kurabiyeleri derken bi dolu kalori depoluyoruz.modadan kadıköye doğruu tabana kuvvet diyoruz böyle aileleri arkadaşları aşkları çekiştire çekiştire.ee iki kız bir araya gelince alışveriş kacınılmaz oluyor bir mağaza da 1saat harcıyoruzz sonrasında ayrılıcakken tam iskelenin önünde doyamıyoruz birbirimize bir banka çöküp 2saatte orda geçiriyoruz .sözleşiyoruz bu güzell günü tekrarlamak için.sonra ben koştur koştur vapura yetişiyorumm.akşam serinliyor havaaa üsüyorumm üzerimdeki etek uçusuyor vapur demirleriyle engel oluyorumm. içeri girip bu nefis havayı kaçırmak istemiyorumm.dalgaları ,vapurdan cıkan bembeyaz köpükleri ,martıları gördkçe aklıma gelen romantizme şaşıyorum .gercektennn bunu paylaşabilecek biri var mıdır diyorumm hanii bi gününü benim gibi yaşayan biri .Aslıdann tüm şehir ağladı yı dinliyorum gülümseyeerekk bu sehirde yasarken gidişler beni ağlatmaz diyorum umarsızca.koca bi yalan tabisonra biraz mevye alıyorumm iki haftadır yaptırmaya üsündeğimm anahtarı yaptırıp dönüyorumm yurdaaa .ordann da yorgun argın direk yatağa transefr oluyorumm.rüyamda seni görüyorummm.
Sabah uyanıp dün gece rüyamda seni gördüm amaa kördüm diyorum!

Büyürken birbirimizi de büyüttüğümüz ,güzel yıllarımızı her görüşmemizde aynı tatla devam ettirebildiğim güzel insan'a berfinime!

11 Temmuz 2010 Pazar

gözlerindeki sır..

öyle anlar gelir ki hatırladıklarınız hatıraların hatıraları olmuştur .Kendi içinizde sorguladıkça anılar çarşafa dolanır.Gördüğünüzün bir kelebek mi yoksa bir kuş mu olduğunu anımsayamazsınız .Anılarınız sizden uzaklaştıkça korkularınız sokuluverir sol yanınıza.Kimi zaman yalnızlıktır kapıyı çalan ,kimi zamansa kalabalık...Oysa tek sonuç sizi sizden uzaklaştırmasıdır.Ayrıntılarınızı kaybetmeyin .Eski bir sandığı açın ,civilerinden ses gelen bir dolabı ve tozlu bir albüm çıkarın yeniden ve yüz tutmuşlarınızı kurtarın!

P.S:Gözlerindeki filmin etkileriyle kısacık film arasına sıkıştırılmış bir not

25 Haziran 2010 Cuma

alıntı'dır

"yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından."

23 Haziran 2010 Çarşamba

...malı

Issızlığa teslim olmalı rotalar,chamomile olmalı içinde kendi sahillerinde amaçsız gezileri tatmış olmalı.Okyanus olmalı gözleri ,karaya vurmadan bir gemiye sığınmalı .Yaşamalı en içten en samimi,oyunlarını kendi sergilemeli zorlama olmamalı hiçbir şey ve kaybettiği için üzülmemeli bahar.Yine bulur o kızını ...Suyunu denizden alır kararlarını yağmurlardan bu aralar yağmur yağmaz bu şehre baharın kızı açmıştır yüzünü, kahkülleri düşer önüne senaryoyu beğenmez ,oynamaktan vazgeçer kendi olamadıktan sonra ne anlam taşır müellifin yazdığı.Bir pantomimde yer almalı o .Kendi olmalı sözlere bağlı kalmamalı , görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmalı .Su olmalı duru ,gözyüzü olmalı puslu ,chamomile olmalı baharı anımsatan İstanbul’da açmalı Boğaz’ın birleştiği yerde karayla ...Ya da bir tatil kasabasında ayağın toprakla birleştiği yerde...

20 Haziran 2010 Pazar

çünkü o benim...

Gözlerimi açmak istemedim bu sabah uzun süre.Keşkelerle başladım gene .AHH dedim Ahhhhh şu an gözümü açsam onun yüzü çıksa karşıma odama gelip fısıltılarıyla uyandırsa beni gene.Kelebekler uçuştu sanki midemde .Gözüm doldu biraz özlemlerden...Seni özlemekten yorulmuşum meğer .Bu kadarmış dayanma sınırı. Bugün isyandı belki de benim için sırf baba sıfatıyla anılan değmeyecek biyolojik bi katkısı dışında hiçbir işe yaramamış onca insan telefon aldı ,belki hediye, cocuğundan gelecek bir öpücük belki de.Oysa sen sen ki her uyanışımda kızın olmanın gururunu yaşatan görünmezliğinle kararlarımla adımlarımda olan adam...!Bugün o gurur yetmedi uyanışıma bir ses aradım, bir nefes...Gelmedi.Boşluğa götürdü beni gerçek sarstı rüzgarıyla her zamanki gibi.Otobüs yolculuklarını çok sever oldum senden sonra,arabanın ön koltuğuna oturmaktan korktum hep,direksiyona geçemedim bak hala.Her sofraya oturuşta elime aldığım tabak sayısı değişmedi hala tam da masaya koyacakken irkiliyorum her defasında.Göremedin ki tadamadık bu zamanları birlikte. .Bilmezsin.Bugün ağlıyorum hem de saklamadan vazgecmeden kendimi kandırmadan ağlıyorum.Bugün güçlü değilim,bugün iyi değilim .Tümüyle gerçeğim bugün biraz yalancıyım biraz oyuncu biraz tembelim bugün KIZINIM.Bugün bir tepeyi aşıp gelmeliydim yanına birlikte hisar kalesinde oturmalıydık sen bana 'iyi olmalısın' demeliydin.Birlikte Candan 'dan bi şarkı dinleseydik.Arabanı yıkardık belki yine.On yılda yenilerini bulurduk birlikte yapmaktan keyif alacağımız .Yapamazdık .Uyandım bugün istemeden de olsa büyüdüm bugün.Sen en çok yaşamak istediğin anda terkettin buraları.Umarım senin yaşattığın gururun bir parçasını da biz yaşatabiliyoruzdur sana.Ben toplarım sandım evi, kendimi, ailemizi oysa sensiz zor oldu onca yıl .Özledim Baba! Artık 18 Eylül'lerde uyanmak istemiyorum.Gece bir mumu tükenene kadar izliyorum tıpkı senle yaşama fırsatı bulduğum sekiz yılın tükenmesi gibi geliyor o zaman hep güzel şeyler geliyor son dakika gelen telefonla attığımız cığlık dışında herşey.Ölmek sadece gitmek değil aslında biraz da götürdün sen giderken hiç bilmediğin parçalarım kaldı sen gidince.Düşlerim değişti ,doğrularım ,hedeflerim...Direncim benimle olman oldu ,ben görmesemde benimle olduğunu hissettim şuan şuracıkta .BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN !demiyorum sana sadece SENİN GÜNÜN KUTLU OLSUN babam.Beni ben yapan adam ,beni bana anlatacak olan ...Rahat uyu o tepede ben yokkende izle hisarı ,gençliğimi düşle .Dişlerim düzeldi,boyum uzadı biraz da kilo aldım ama hala 2numaranım senin,lunaparktaki o çoçuk patenli cimcimeyim hala,karnına yumruk atmaktan zevk alan o cadıyım yine ve sen BENİMLEsin...!

17 Mayıs 2010 Pazartesi

yarınlara

kasıp savur ,es dağıt ,parçala sars;baştan başa, sondan uca yaşa ,yeniden yaşat! bir bir gez bütün koylarını bu kasabanın örtün tüm mutsuzluğunu bir seferde ve bir sabah at üzerinden tüm ölü toprağını.kalk önce gözlerini hazırla güne.bir parka git bide al eline gazeteni yoldan geçerden portakal suyu da al şöyle taze taze. baharı getir nefesine.sonra düşle dünü bak yarını düşle demiyorum sana yarın düşleyecek kadar uzak değil çünkü sen dününü kaybettin yarınlar hiç kimsenin olmadığı kadar senin.sonra bir ihtiyar otursun karşına ahhh desinn ahhh şimdiki gençler biz böylemiydik eskiden sen ona bak huzuru gör o sana baksın enerjini kıskansın.
ikiniz de ordan kalktığınızda bir kez daha doyun hayatınızla benimseyin yaşınızı anınızı paylaşımlarınızı oturduğun parkı, yürüdüğün caddeyi, yanından geçen çöp arabasını, mahallenin dedikoducu bakkalını özümseyin bir bir yaşanan ne varsa ,tenin dokunup geçtiği hissettiği, hapsettiği her saniyeyi yaşayın.ardından eve dönmeyi planlarken aklına takılan şarkıyı mırıldanmaya başla bir sokağın ortasında sözlere eşlik ederken kafanı bi o yana bi bu yana savur rüzgar eşlik etsin ezgine.sonraa hiç beklemediğin biriyle karşılaş kim olsun meselaaa..? adını sen koy! akşam için sözleş onunla. birlikte alt sokaktaki birahaneye gidin şu asık suratlı sahibine inat işinii sevdiğini hissettiren şiriin garson kızın olduğu yere adı neydi hadi onu da sen koy ...gece ilerlesin fıçılar dolup taşsın aksın içine arada çerezleri de hoooopp mideye ...
hadii bea bu gece bitmeden bide tokuşturun bardakları eee neye içeliimm desinn sana adını sen koy
YARINLARA...

!

yoluna başkoydum!

16 Mayıs 2010 Pazar

değerlilerime...

Dur durak bilmeden iz kayıt kayıp sürmeden yürüdüm aynı caddede aynı adımlarla farklı yüzlerle yürüdüm farklı sesler işittim aralıksız...kimileri canlandılar penceremin aralığından sızdılar hayatıma kimileri tasmalarından sıyrılıp kafes kapısını yıkıp geçtiler.yeniden yaratacaklarımı aradım ben şekillerinde ellerimin dokusunu bulacağım ,seslerinde sesimin tınısını ...bir soyunma kabinine sokup başkalaştırabildiğim zaman bile özünü yitirmeyenleri değişme erdemine kavuşabilenleri aradım.çok zaman geçmeden buldum da.kimisi sabah baş ucuma suyumu getirdi kimisi balkon sepetimdeki siparişimi...Ama hepsi girdi hayatıma benim verdiğim isimlerle benim verdiğim sıfatlarla büyüdüler.Bir kez daha selam olsun hepsine en değerli anlarına ve tattırdıklarına...

28 Nisan 2010 Çarşamba

bisiklet sürmeyi de öğrendim!

dün bisiklet sürdüğüm o ilk gün geldi aklıma ...cesaretsizdim. sanki o sele beni oturduğum an öne fırlatıcaktı pedalları ben uğraştıkça geri itecekti kendini ve tekerlekler hep tersi yöne çevirilecekti...hayatımda herşeyin yolunda olduğu zamanlardı oysa.o zaman 7 yaşında dertsiz tasasız hayatı tam olan cin gibi biraz yaramaz duygusal küçük bi kızdım.saçlarımı toplamazdım hiç.gözlerimin önüne gelmesinden şikayet ederdi herkes.sokağın başındaki marketin önü tam da öğrenebileceğim mekandı kimse arabasıyla o boş sokağa girmezdi böylece o seleyi bıraktığında beni tehlikeye sokacak cok az sey cıkabilirdi karsıma önceden planlamıstı belli ki.3saniye boyunca onun korumasındaydım sonra bi anda kendi özgürlüğüme kavustum artık pedalları daha bir güvenle cevirip apartmanları geçtikçe kendi ilerleyişimle mutlu oluyordum ama sanki hala onun koruyucu elleriydi beni tutan, dengemi sağlayan.sonra bi an onun boşluğunu hissediverdim ve ahmakça arkamı döndümde gözlerimdi varlığını sorgulayan.bisiklet sürdüğümün aklımdan uçup gittiği o bi kaç saniye de olan oldu bacağımdaki çiziklerin göz kenarımdaki izin sebebini yarattım o an .O an derin izler bıraktım bi duvarda .ama o gün öğrendim bisiklet sürmeyi ve o gün anladım desteklendiğini bilmek sadece hissetmekmiş görünmezmiş beni bana inandıran.

görünmezadam rahat uyu cennetinde!beni bana inandıran!

25 Nisan 2010 Pazar

vesikalık!

şipsak çekildiğin o fotoğrafı düşün
hani birlikte girmiştik içeri sen başını
yana doğru savurmuştun objektif sana yönelince
oysa bana hep sahte gelirdi böyle pozlar
yarım saat falan kaldık içerde
bi de seçerken bi o kadar kararsızlık...
sen şeçerken hep zordun oysa seni seçmek kolaydı
sen hep herkesin yanındaydın çünkü
seni yanında görebilenlerin yanında
ama hep sahteydin sen
içindekini dışarı yansıtamayan
bir çaresiz bir ahmak bir sahtekar
oyunların bi seni inandıramadı
yaşadığın hiçbir anda doyuma ulaşamadın sen
çünkü kendi içselliğin ürkküttü seni
oysa ne güzel olurdu vapurda kendinle konuşşan
martılarla değil
vapurun savurduğu köpüklerle neşelenen denizle değil
kendinle konuşabilseydin
kendi ruhunu besleyebilseydin keşke simit parçalarıyla
evine döndüğünde terketiğin yeri özlemeseydin hemen
hemen ait olmasaydın
hemen ait gibi görünmesen desem daha doğru
bu vesikalığını çıkarıyorum cüzdanımdan
seni yanımda daha fazla taşımıyorum bu şekilde
bir fotocuya uğra İstanbul 'a gelmeden
yeni bir poz ver hayata karşı
bu sefer başın yana eğik olmasın
her yöne gidebilecek tavırları at üzerinden
dik dur fotocunun ikazına fırsat vermeden
arkadaki fona bakıp gül içinde bulunduğun saçmalığa
beni getir aklına kapının dibinde seni soktuğum saçma durumla eğlenirken düşün
heyyyy 3 2 1 cheese!

21 Nisan 2010 Çarşamba

günün mönüsü

başlangıçlar

güzel rüyalarla servise edilmiş hafif ve huzurlu bir uyku

ara sıcaklar

telefon çalmadan kendiliğinden uyanış alt katındaki zıpırcıkla hazırlanmış lezzetli bir tabak

ana yemek

biraz ders
biraz iett sıkıntısı kalabalık ve yorgunluk
ardından evim taksim
cihangir keşfe devam
denizimle buluşmaca
platoya baskın
kilyosa denizimi getirme
kendi ellerimle hazırladığım lezzetli bir yemek (son 2 haftadır acayip bir gelişme gösteriyorum)


tatlı mönüsü

denizimle içmece laflamaca


içki mönüsü

dedikodu baharatıyla hazırlanmış sıcak şarap
kahkaha tozu ile servis edilen schweppes ve cin
biraz sinir bozucuyla akın beyler ve tatlılığıyla bize eşlik eden pasaklı tanrıçam ayşegül


afiyet olsun...=)

20 Nisan 2010 Salı

bavulum.

ardı ardına çalar telefonum ,sıra sıra dizilir işler yapmam gereken
kapım çalar bakanını bulamayıp gider bekleyen.sonra birileri işlerimi aksattırdığımı vurur yüzüme kimisi duygusal olmamı bekler bla bla bla...

bosluktayımm tüm yoğunluğuna rağmen hayatın sakinliğine vurdum kendimi daireden cıkmayıp kendimi aşçılık konusunda geliştirmekle ilginç araştırmalarda boğuşmaktayım bugün tavsiye üzerine lezzetli bi yemekle doyurdum karnımı sonra uyudum uyudum uyandım uyudum uyandım artık gece kusu gibiyim 5ten önce yatamaz gün ışığında bir işe yaramaz oldumm .eee taamaamm da ben noldumm nerdeee kaldı o zıpırcık ortalarda duran yaşlandım ,şişmanladımm .başkalaştım.şu dününden hayıflananlara mı dönüüyorumm yoksaa .

hayırr tabikii bavulumuu hazırlıyorum ailemin yanına uçuyorumm.tekrar dan ben olma yolculuğuma cıkıyorum.eşlik edenler buyrun beklerim sizi de biraz spora harekete ihtiyacımm var ve artık yastıkla olann bağımaa ara vermem gerek sanırım sivilcelendim yine sanrıımm pielinge de ihtiyacımm var vee uzunn zaman sonraa kzı muhabbeti yapıorumm aaaa noldum noldumm ben başkaydım bambaşka oldumm ee artıkk huzuursuz rüyalarım ,gerceklerim de bittiğine göreee yolculuğa hazırım beş gün istanbulda olmayacağımm sonra erkenden gelip şehrimde bireyselliğmle takılıp yeniden kavuştuğum bana bii imaj çalışması yapacağımm. kendime kız arkadas edineceğim ...baş ucumdaki notlarımı parçaladım o gün bütün bunlara gerek yokmuş bir şeyleri farketmek için sanıldığından yüksek bir farkındalık seviyem var .beni karşınıza aldığınızda eminn olun bir parçaa arkanıza bakıyor olacağım çünkü kimse görünen yüzü olmayı beceremiyor şu son günlerde ama kimseleri suçlayamam ben de göstermiyorum o yüzüü kimselereeee .

bavuluma sığamadım gene!neden hayatıma getirdiklerimle götürdüklerimin dengesini sağlayamıormmkii 1 bavul gidip 2siyle döneceğim heer şey hala yolundaaa.
fazla samimi bi yazı oldu sanki:)

17 Nisan 2010 Cumartesi

dünyam!

ziyaret ettiğim her şehrin bir rengi var artık yaşadığım her güne ait bir sayı ve çevremdeki her insanın ayrı bir tadı

10 Nisan 2010 Cumartesi

chamomile

İlk baharın sizin için anlamı nedir ?hafif serin güneşli bir hava papatyaların gün yüzüne cıkması daha cok sevimli hayvanın boy göstermesi...ilan ediyorum bugün 2010 yılının bahar başlangıcıydı benim için .uyanmak hafif meşref uyuşuk...boğaza inip güneşi yaşamak .gitmeden bir pastaneye uğrayıp sıcak taze su böreği almak. sevdiğiniz ve tüm bir haftayı onla planlar yaparak doldurduğunuz arkadaşınız ,güzel sohbeti, büfeden aldığınız k dergi bide pastanenin ikram ettiği acayip lezzetli kekler!güneş, dergi, kahveniz -çayınız bir yana insanların konuşmalarına misafir olmak ama öle istemeden falan değil müthiş bir merakla bir sosyolog ve bir psikologun gözünden.yorumlar tartışmalar dalga geçmeceler arada saçma bulup tekrar güneşe ait olmacalar.sonra kahvaltı biter mideniz çaya doyar ve baharın tadını çıkarmaya devam etmek istersiniz. arkadaşınızdan gelen müthiş teklif gelir :cihangir ve galata keşifler.önünden geçilen her güzel mekan için gelinecek günler belirlemeler.arada rastlanan scooterlı kızı kıskanmacalar hayıflanmalar...bir antikacının önünde yaşanılmamış ama hayal edilmiş bir geçmişe dönüş(yaşanmışlığı yaşamak)...tur sonu istiklale varış :kalabalık güneşe meydan okuyan insanlar ,film festivali için bilet kuyrukları .o insanları görüp belki de hala şansımız vardır deyip bir kuyruğa dahil olma ve baharın şansıyla 19.00 seansına yeni rüya dan alınmış iki bilet .greenberg ...ben stiller lageçirilecek 2 saatlik bir kara mizah.henüz filme 3 saat var ve istiklaldesiniz.pasajları ,kitapçıları dolaşmaya ne dersiniz .atlas beyoğlu terkos pasajları...mephisto, d&r , robinson, crusoe ,ada...okunmak ya da bir süreliğine baş ucuna konuk olması için belirlenmiş bir sürü kitap... arada bir yorgunluk belirtileri ama halaa baharın o ışıltısı ve içinizdeki anlamsız enerji...film biter yemekler yenir vedalar edilir yapılan planlara değin görüşülmeyecek iki gün için.ardından taksim -rumeli hisarüstü etiler kapı –sarıtepe kampüsü .müzik eşliğinde kendi içinde konuşmacalarla ...kilyosa adım atılır ve bahar yarına ertelenir .
05:46 aslında yarın çoktan geldi güneş henüz doğmadı maviler açılmaya başlamışken uyku zamanı ...tatlı rüyalar baharın kızı chamomile...
iyi bi yalancı ama kötü bir oyuncuyum!
sense sandığımdan daha korkak ve aynadaki yüzünün daha azısın!
vediğerleri sizde arkadaş olamayacak kadar bencil olanlarsınız!

Bozukluklarım...

Çoğu zaman anlamsızca küçümsediklerinizin gördükleridir hayat ! birkaç yıl öncesine kadar milyon diye adlandırdığımız şimdiye değin yeni türk lirasından liraya gecişi yaşamış olan bir bozukluğu anımsayın. eminim su an cüzdanınızda evinizin herhangi bir kenarınında bir pantolan cebinde ya da arabanın torbitosunda unutulmuş bir bozukluk vardır.kimlerin eline değmiştir kim bilir? hangi hediyenin bir payı olmuştur, hangi sokak çalgıcısının şapkasının neşesi,hangi restoranın kasasından içeri sızmıstır ya da hangi taksicinin taksimetresinin küçük payı.acaba en cok hangi sahibini bırakmak istememiştir ,hangi çantada kalmaya daha fazla direnmiştir.bir bozukluğa bu kadar anlam yüklenir mi demeyin .sizden cok daha fazlasını gördü onun kabartmaları sizden daha cok yeri var tarihte .zaman geçer siz susarsınız belki ama o konuşmaya devam eder.yılını dile getirir,kurucusunun yüceliğini bir ülkenin ,bağımsızlığını hüküm sürdüğü toprakların, bir köprüyü bir kıtayı koca gerçek bir hayatı.hayatınızda daha çok mu tanık istiyorsunuz .gidin ve hoşunuza giden yeni bir kumbara alın ve hergün o güne ait yeni bir tanık bırakın...belki günün birinde tanıklarınız hayalinize tanıklık edicek değere sahip olanlar olur!

7 Nisan 2010 Çarşamba

BANA BENİ ANLAT!

Şimdi nevsehirde olmalıyım bir tepenin basında bir masalın tam ortasında ortahisar kalesine tırmanmalıyım aşağıya bakmadan ,korkmadan,vazgecmeden...
Onun yanımda olmadığını olmayacağını kabul etmeliyim.o gideli cok oldu.onla konustuğum zamanları özledimm yoğun bir şekilde hemde göbeğine yumruk attığım zamanları iş yerinde dosyalarını karıstırıp onu sinirlendirdiğim, arabasını fırcalarken çizdiğimi görüp sinirlendiği zamanları .birinin 9 yaşında heyecanlı düzenbaz munzur kızı olmayı özledim hiç beklenmedik bi anda duygusallaşan ortamdan kopan o kız olmayı özledim.bir parcam hala o aslında şu en sevimsiz tarafı hemde bu garip durgunluğun sebebi ne peki neden yıllardır peşimi bırakmamaya bu kadar ısrarlı sessizlikten nefret eden ben neden olur olmadık zamanlarda susan olmak zorundayım.tabi olumlu yanıda kendime bu aynadan bakabilmem saatimin yansıtan yüzünde bile bunu görebiliyorum reddetmiyorum üstünkörü geçmiorum üzerinden bu bir sorun bunu halletmem gerekiyor diyorum.bir psikolog adayı olarak kendime cocukluğuna inmelisin diyorum klişe bir şekilde ve cocukluğumun tanığı o adamın rüyalarımda BANA BENİ ANLATmasını bekliyorum.cocukluğumda kalmamalı diyorum suan nerede olduğumu görmeli hedeflerimi paylasmalı diorum.değecek yoldaşlar bulduğunda cekinerek de olsa ona anlatabilmeliyim, düğünüm olacağında o asık suratlı kıskanclıklar yapmalı hayatımın ilk erkeği olarak ya da ilk maasımla hediyem ona olmalı.
Bir yandan tamam diyorum kabul ettim o bundan sonra bana beni anlatamayacak .farklı insanları almalıyım hayatıma yarıyolda bırakmayacak cekip gitmeyecekleri bana ayna olabilecekleri o aynaya her baktığımda mutlu bir yüz görebilmeliyim diorum.oysa yasadığım heran her sarsıntı isteksezliştiriyor adımlarımı sorgulatıyor çabalarımı birini severken pencerelerimi kapatıyorum çünkü ben ve sorgulamaya başladığım o an camlardan yağmur damlaları sızıyor içeri.derinleriklerime pişmanlıklar hata dolu günler yaşıyorum ardı sıra .paylaşmaktan korkar hale geliyorum güvensizleşiyorum.sıfatını koymayı beceremiorum sonra da insanlara farklı yüzler yüklüyorum istemeden kasıtsız olarak SEVMEK tanımını küçümser hale geliyorum.sevmek ne aşk kadar zor ne de ilişkiye yüklenecek kadar basit .sevmek değer demek ilk adımda. tek taraflı değil ama !birini tek taraflı sevebilrsiniz ama o her iki yana da değer katar.bu yüzdendir yüceliği.
Hey uyanın hadi.cevrenize bakının ,size sizi anlatıcak birini bulun ve ona sıkıca sarılın bunun sizin için bir hayalden farksız olacağı o gün gelmeden,geç kalmayın anlarınızı ve anılarınızı yakalayın!!İstemeden de olsa sizi kaybedecek ya da terkedecek kimileri olucak ,hayatınıza giren ve küçük de olsa bir anlam kattığını düşündüklerinizi elinizin tersiyle itmeyin.Ve saniyeler kovalarken yarını dünden pişmanlık duymayın ve yarın bugünden hayıflanmamak için geç kalmayın.
Eğer tesadüf eseri de olsa bu yazıyı okuduysanız ve eliniz birini aramaya yeltendiyse numaraları daha istekli tuşlayın,açmazsa zorlayın şansınızı belki de duyucağınız ses tüm cevaplarınızı verecek !Eğer haklı çıkardıysanız beni mutlaka bana da bildirin!

ıf you want me???

are you really here or am i dreaming
i can't tell dreams from truth
for it's been so long since i have seen you
i can hardly remember your face anymore

when i get really lonely
and the distance causes our silence
i think of you smiling
with pride in your eyes a lover that sighs

if you want me satisfy me, if you want me satisfy me
if you want me satisfy me, if you want me satisfy me

are you really sure that you’d believe me
when others say i lie
i wonder if you could ever despise me
when you know i really try
to be a better one to satisfy you
for your everything to me
and i’ll do what you ask me
if you’ll let me be, free

if you want me satisfy me, if you want me satisfy me
if you want me satisfy me, if you want me satisfy me

30 Mart 2010 Salı

!

kendime zaman tanıyorum kendi yargılarıma kendi çıkarımlarıma zaman tanıyorum egemenliğimi tekrar alıyorum olamadığım bir beni uzaklaştırması için.

peki ya sen yargıladın mı gerçekten sahip olduğunu düşündüğün felsefenin ne kadarı sana ait? herkesten bir parça varken bir şairden ,bir filozoftan ,bir ressamdan sen nerdesin?eğer aynaya baktığında kendinle konuşmayı bırakıp hayatına birini alabilmeyi başarmıssan ve felsefeni ona yansıtabildiysen tebrikler bu okuldan mezun olmaya hak kazandın.öte yandan hala o yerde göremiyorsan kendini ya farketmek için geç kaldın ya da çabuk vazgectin.umarım bundan sonra kitlemezsin kendini benlik kavramına ve biraz olsun şans tanırsın kendine başka aynalarda yansıtılan bir felsefe olabilmek için!

26 Mart 2010 Cuma

sessizce..

hala saklı bir yerde o görmediklerin
o bilmediklerin, içimdeki acılar...
hala kaldı bir yerde o hissetmediklerin,
hiç sezmediklerin,
içimdeki aşk...

geçmişi hatırlatır...
hatırlatır bu yağmurlar...
bu yağmurlarda kaybetmiştim seni.
ve karanlığı hatırlatır...
hatırlatır bu rüzgarlar...
bu rüzgarlar alıp gitmişti benden seni.

ve şimdi sokaklar...
sokaklar yalnızlığa çıkar...
yıldızlar gökyüzüne...
gece olunca bişeyler çöker yeryüzüne
soğuk ıssız sessizce...

neden hep pencerede bekleyince daha çabuk gelir sanır o bekleyenler...
neden o kaldırımlarda yüzlerini göremediğim insanlardan biri sanırım seni sen bilmezsin...
bilmezsin nasıl olur insan
nasıl olur aysız gece yalnızken...
üşüdüğünü sanırsın aniden,
ağladığını duyarsın birinin içinde hıçkırarak sessizce..

ellerin... ellerin...
ellerin cennetimdi benim...
gözbebeklerinde kendimi görmek istedim...
istedim bir sabah...
güneş doğarken güneşe gülümsemek,
güneş batarken başımı omzuna dayayıp, kapamak gözlerimi dünyaya...
kapkaranlık bir gecede saçların ellerimde,
ay ışığının ışığı yansırken kirpiklerinden yüzüme...
sabaha kadar yanında uyumak isterdim bir gece...
sessizce...

...

ne kadar da güzel görünür uzaktan yaşamak senin kafan boş ve dertsizdir.kimileri kendi değerini göremez uzaktan sen sıfatların insanı olmamışsındır ama o seni bu yönden görememiştir yazık!sen aşka aşık olmadın hiç anlara aşık oldun hep cünkü hayatı anlamlandıran oydu senin için kaybettiğin zaman da sen anlarını kaybedersin insanları değil cünkü bilirsin ki eğer insanlar kaybolmak istemezlerse cekip gitmezler hayatından eğer sıfatlarına saplanmamışlarsa...
şimdi geleceği bekliyorum sabırsızca anlarına dönebilecek misin yoksa saplantılarına gömülecek misin...eğer bu bir vedaysa alkışlar,ince bir hüzün ve cenaze töreninde çaldığın bir frank sinatradır onu uğurlayan..

24 Mart 2010 Çarşamba

depresifliğin enerjisi...

Kimi anlar yaratılanlara güç verecek kadar mükemmelliğe adandığınızı hissedersiniz kendinizi yada istediklerinz için herseyi basarabilecek kudretin avuc içiniz kadar görünür ve size ait olduğunu ...
Böyle hislerle yoğun yorucu ve sıkıcı olucağını düsündüğüm iett ve yoğun kalabalığına adım atmıs bulundum .öngörümle aldığım sıkıcılığına az da olsa derman olucak kitabım kucağımda kapı önüne oturdum biraz sarsıntılı da olsa kitabımla bütünleşebildiğim yoğunluğuna katılabildiğim bi yolculuk yaşadım kapı önündeyse sevdiğim kilyos insanları .gülümsedim ve azcık bi sohbet ,münakaşa derken onlar kilyos yollarına cıkarken ben de cok sevdiğimm okulumun dik yokusundan kendimi kuş hafifliğinde boslukta savrulurcasına bıraktım peteklerin boşluğu şaşırttı beni her ne koşulda olursa olsun yoğun olan bu mekan bu sefer gel de surda dur bi istanbulu izle diyordu bana .tabiki fırsatı tepmedim =)Deborah yr ın dünyası ve ‘ben harper ‘ın enerjik ‘burn one down ‘şarkısı eşlik etti iç sesime bide sevimli bir köpek .ürkmedik birbirimizden öyle sakin sakin bakıştık arada bir ...bu deli ne yapar bu soğukta burda sesini işittimbi kaç kere.biraz kitap okudum ardından köprünün sisler içinde kayboluşunu seyrettikten ve soğudun da dürtmesi tattıktan sonra yerimden kalktım ve yokuşun kalan savuruşuna bıraktım kendimi.bankadan para çektim yurt paramı yatırdım vs vs ...rektörlüğün önünde gördüğüm içinde şoförü anlamsızca duran arabaya bi çizik atmamak için zor tuttum kendimi sonrada iç sesimi dinleyip bu yazıyı yazayım dedim güneyin bana tattırdığı bu keyif ve havanın garip depresif enerjisiyle...

Özlediğim özlendiğim yegane ÖZLEM!

Yıllar gecer ama siz kalırsınız aynı varoluşlarda dertlenirsiniz efkar dolar içiniz yine sohbetiniz onadır yıllar gecer mesafe gider aranıza ama siz yine en cok paylaşabilen kalırsınız .
Sizi sizden iyi tanıyandır o ne dost denebilir ne kardeş tarifi olmayan bir sıfatla hayatınızda tarifi olmayan bir değere sahiptir. ÖZLEMİNİZİDİR! bir olay yaşayıp çırpınışlarınızla telefona sarılırsınız ucunda onun sesini duyacağınızı bilerek !
Herkes gider o kalır çünkü o bilir sizi sizden iyi size sizi anlatabilecek bi o vardır hayatınızda bazen bi otobüse atlayıp ona varmak istersiniz mantık sınırlarını zorlar bu 25 saat gidip 2 saat görücek olmak ama yaşananları anıp ahhh o deliliği yapabilsem dersiniz yine o uyandırır sizi hayalinizden tekmelerinizle gece yataktan fırlatıverirsiniz ama üşenmeden kalkıp üstünüzü o örter .
yargılandığınızı hisssettirmeden yargılayandır o.cok sey yasadğınızı sandığınız ama henüz kendinizin bile göremediği yüzlerce gerceği yargılamadan sorgulamadan gösterip ne olursa olsun kayıp bunalımına sokmayandır o herşeye rağmen ne yasanırsa yasansın gün gelip kapısını çalacağınız yegane kişidir .o tanımaz o bilmez o sorar o çözer o yalnız bırakıp cekip gitmez o tepede asağı doğru bakıp sizi yukarı cekendir çünkü.sizi yanında aramaz sizi yanına cağırır ne olursa ne boyuttaysa yasanılan onun yüzüne bakmak onun sesine ses vermek daha cok yansıtır sizi hiçbir ayna olamaz bu kadar net bu kadar içten ve bi o kadar somut!

20 Mart 2010 Cumartesi

kaybetmek!

Bazen iki kaybedenin yüzüdür aynadaki
Saklandıkları perdeler acılır birden
Ve cıkan iki yüzdür aslolan
Korkak yorgun terkedilen
İsyan ederler bir daha terkedilen olmamaya
Boğulmayı düşünür biri
Diğeri öylece arkasını dönmeyi
Ama birleştikleri yerde basitce terkedilenlerdir onlar
Bazıları ölümü tercih eder bazıları sadece cekip gitmeyi
Ölüm daha cekilir gelir bazen
Ürkünç bi duygu olsada huzurdur bıraktığı hayatından giderken o insanın
Gerisinde sadece gidişini bırakır ve gerisi hayranlıklar
Anılarına sevinirsin cünkü o vardır
Yasadığın zamana sükredersin
Oysa cekip giden daha cok yaralar
Her gelişi gidişine işarettr cünkü
Sessizce terkedemez kimse kimseyi
Ya gözyaşı bırakır yanaklarda ya da korkular uykulara...

bir kez daha şerefine KAMONDO!

Bir merdivene ait olmak isterdim basamakları görmek cıkmak ya da cıkmamak değil bilmek orda olduğunu yaşayabileceğini görmek bilmediğin sokaklarda yürümek öylesine bos yoğun karısık ,gitmek, kalmak saklamak ,gözler önenü sermek ,bağırmak, susmak, kapatmak, ağlamak ,kahkaha, hız, dehset güneş ,aşk,rüzgar,korku,yağmur, vurgun,deniz ,kaza,toprak ,birleştirmek ,bölmek, yıkmak, dizmek ...kapılara dayanmak ...
bir merdivene götür istedim beni ..yürüdük yine sokaklarda o zaman bir derdimiz yoktu korkusuzduk o zaman sorumluluk yoktu bi biz yoktu var olduğunu sandığımızdan daha cok .o merdiveni gördüm ben bir kez daha adım atmak istedim geleceğe merdivene ait olduğumu sandım yürüdüm boylu boyunca karanlıktan alıkoyarcasına yürüdüm meğersem adım atamazmısım ben bir peçete kağıdı gibiymişim işlenmeye hazır üstüne yazdığınla güldüreceğin karsındakinin yüzünü ve gözyaşlarınla boyayacağın yüzümü .o merdivene götür yine beni dökülsün kelimeler boğazımdan tıkanıklığımdan kurtulayım önce kendime acayım kapılarımı .dur bekle acele etme hemen ilk adımdan yuvarlanmayayım yoksa daha tadına varmadan kaybedeceğim basamakları.sonra bildiğim bir yere götür beni yine bilmeğimiz gercekleri konusalım .bir bankta oturalım denize bakalım geleceği anımsatsın bize umut versin sonra dansa kaldır beni kulağıma fısılda değerimi ..KAMONDO dayım şimdi tek basıma buldum bu sefer tek tek anımsayarak gidişlerimizi o gidişlerin hatırına gittim yine orada ağladım durdum gözlerim şişti biraz biraz cocuk oldum istemeden utandım sonra merdivenden inenler acıdı halime onlar bu merdivenden cıkabilmişlerdi cünkü kendime ağladım sonra kendimi yasayamama içtim dünkü biranın acılığını tasırken midemde kendim için yudumladım yine kendi şerefime...bir kez daha şerefine ‘Kamondo’

28.02.2010 dair eski bir kayıt