şipsak çekildiğin o fotoğrafı düşün
hani birlikte girmiştik içeri sen başını
yana doğru savurmuştun objektif sana yönelince
oysa bana hep sahte gelirdi böyle pozlar
yarım saat falan kaldık içerde
bi de seçerken bi o kadar kararsızlık...
sen şeçerken hep zordun oysa seni seçmek kolaydı
sen hep herkesin yanındaydın çünkü
seni yanında görebilenlerin yanında
ama hep sahteydin sen
içindekini dışarı yansıtamayan
bir çaresiz bir ahmak bir sahtekar
oyunların bi seni inandıramadı
yaşadığın hiçbir anda doyuma ulaşamadın sen
çünkü kendi içselliğin ürkküttü seni
oysa ne güzel olurdu vapurda kendinle konuşşan
martılarla değil
vapurun savurduğu köpüklerle neşelenen denizle değil
kendinle konuşabilseydin
kendi ruhunu besleyebilseydin keşke simit parçalarıyla
evine döndüğünde terketiğin yeri özlemeseydin hemen
hemen ait olmasaydın
hemen ait gibi görünmesen desem daha doğru
bu vesikalığını çıkarıyorum cüzdanımdan
seni yanımda daha fazla taşımıyorum bu şekilde
bir fotocuya uğra İstanbul 'a gelmeden
yeni bir poz ver hayata karşı
bu sefer başın yana eğik olmasın
her yöne gidebilecek tavırları at üzerinden
dik dur fotocunun ikazına fırsat vermeden
arkadaki fona bakıp gül içinde bulunduğun saçmalığa
beni getir aklına kapının dibinde seni soktuğum saçma durumla eğlenirken düşün
heyyyy 3 2 1 cheese!